Pages

28 Ekim 2012 Pazar

Çizgi Film Tavsiyesi 1

Genel olarak çocuklar tv ile ne kadar geç tanışırlarsa o kadar iyi. 3 yaşına gelip te tv ile tanışmayan çocuk varsa onların ailesini canı gönülden tebrik ederim. Biz tv ile erken tanışmasak ta uzun zamandır izliyoruz. Genel olarak çok fazla başında oturmuyoruz ama yine de izliyoruz. Daha çok benim kontrolüm altında bilgisayardan izlemesini daha doğru buluyorum. En azından reklamlara maruz kalmıyor çocuk . Bizim izlemekten zevk aldığımız çizgifilmleri sayarsak : genelde bilinenler : caillou , İtfaiyeci Sam . Bunların dışında benim tavsiye edebileceğim bir iki çizgifilm de var . Küçük Aynştaynlar. (Little Einsteins) Mickey Farenin Klup Evi tadında bi çizgifilm. Birde rus yapımı meşhur bir çizgifilm tavsiye edicem. Biraz hızlı akmasına rağmen görüntüler biz yine de sevdik. 3 yaşından sonra izlenebilir. Maşa ve Ayı .
Yoyutube da  : Маша и Медведь  yazıp aratırsanız bir çok bölümüne ulaşabilirsiniz. Filmler kısa ortalama 6-8 dk . Yani kısa süre izletmek isteyenler için bölüm süreleri yeterli.  Ben örnek aşağıya ekliyorum bir kaç tane : ) İyi Seyirler .....











Evrim Arda'nın Kitapları 51-52

Tübitak 'ın bir çok kitabını incelediğimde beğendim ben. Henüz az kitabımız olmasına rağmen edindikçe sizlerle de paylaşmayı düşünüyorum. İlk sırada Evrim Arda nın en sevdiği kitap . 1001 Hayanı Bulun Kitabı. Kitap +3 olmasına rağmen biz 2 yaş civarı edindik. Çok ta sevdik. Henüz saymaya başlamasakta kitaptaki hayvanları arayıp bulmak çok hoşumuza gitti. Hatta bilmediğimiz yeni hayvanları öğrenirken ummuduğumdan daha fazla vakit geçirdik. Bir çok anne biliyordur bu kitapları zaten ama ben çok sevdiğimiz için yazmadan geçemedim. 





Diğer kitabımız ise Denizdeki 1001 Şeyi Bulun. Bu kitabı diğeri kadar sevmesekte arada aklımıza geldikçe çıkarıp bakıyoruz hayvanlara .







Sırada okunacak alınacak daha çok tübitak kitabı var. Diğer çocuk kitaplarına kıyasla oldukça başarılı ve fiyatları da oldukça uygun tübitak çocuk kitaplarının. Bir çok kitapçıda internet sitesinde satılmasına rağmen tübitak.gov.tr adresinden kitapları inceleyip http://esatis.tubitak.gov.tr/ den siparişte verebilirsiniz. Ama bi çok kitap satış sitesinde fiyatlar daha ucuz. Mesela : www.kitapyurdu.com da Benden söylemesi... Serinin diğer kitapları da : 

1001 Minik Hayvanı Bulun : http://www.tubitak.gov.tr/sid/24/cid/9483/index.htm 




Yaşadığımız Yerdeki 1001 Şeyi Bulun : http://www.tubitak.gov.tr/sid/24/cid/29200/index.htm 



Çiftlikteki 1001 Şeyi Bulun : http://www.tubitak.gov.tr/sid/24/cid/29199/index.htm 



Bu kitapları alıcaz ama benim özellikle merak ettiğim ve almak istediğim 2 kitap : 
1--3 Yaşındaki Çocuklarla Yapılabilecek 50 Etkinlik 


50 Things to do with Your 3-Year-Old, 2011
Caroline Young
Çeviri: Şermin Korkusuz

Kart Sayısı: 52
Boyutları: 8,5 x 13 cm
ISBN 978-975-403-658-9

Bu kutuda, 3 yaşındaki çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz pek çok etkinlik, çeşitli oyunlar, eğitici şarkılar ve daha birçok eğlenceli öneri bulacaksınız.

TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 431

2-- Birlikte Oynayalım 


Play With Us, 2005
Oriol Ripoll
Çeviri: Barış Bıçakçı

Sayfa Sayısı: 122
Boyutları: 22,5 x 26,8 cm
ISBN 978-975-403-526-1 (karton kapaklı)

Birlikte Oynayalım’da, dünyanın dört bir yanından seçilmiş 100 oyun bulacaksınız. Bunlar, evde veya dışarıda, kendi başınıza veya arkadaşlarınızla birlikte oynayabileceğiniz oyunlar. Belki çok sevdiğiniz bir oyunun ilk ortaya çıktığı yeri öğrenip şaşıracaksınız veya arkadaşlarınızla oynadığınız bir oyuna çok benzer bir oyunu dünyanın diğer ucundaki çocukların da oynadığını keşfedeceksiniz. Bir yandan da, ülkenizde bilinmeyen yeni oyunlar öğrenmenin keyfini yaşayacaksınız.



Bu arada çocuğunuzun yaşı 3 olduysa ve Meraklı Minik Dergisi ile henüz tanışmadıysanız onu da şiddetle tavsiye ederiz :)) 
Bol kitaplı bol aktiviteli günler ......





26 Ekim 2012 Cuma

Son Dakika Doğum Günü Partisi :)) Osman Efe 'nin

15 . 10 . 2012
Doğum günü partisi düşünmeyen arkadaşımız Osman Efe'nin annesi doğum günü sabahı bir telaşla bişeyler hazırladı. Son dakika da doğum günü yapmış olduk. Aslında iyi oldu. Kendi kendimize 3 çocuk 3 ana takılmış olduk :))
O gün kaç defa mum yandı kaç defa üflediler kaç defa ben üflücem diye bağırdılar sayamadım valla :)))







Hehe boy sırasına göre dizilmişiz :)) 1

Arkadaşlarla Takılmaca

Değişmez kadrolu arkadaşlarımız Duru ve Osman Efe ile bir şişme oyun parkı ziyaretinden kareler. Şaka bir yana çocuklar çok eğlendiler bu parkta. Daha önce gittiğimizde yüksek kaydırağa çıkmayı beceremeyen Evrim Arda arkadaşı Durudan cesaret alarak çıktı ve çok sevdi. Tombiş Osman Efe 1 tur çıkana kadar Evrim ve Duru 2 şer tur attılar ama olsun :D Hepsi çok eğlendiler. Çok ta terlediler :) En kısa zamanda tekrar gitme ümidi ile. Birde lunapark ziyaretimiz var ama benim yanımda fotoğraf makinam yoktu. Değerli arkadaşlarda hala fotoları göndermediler :D Göndersinler hemen bekletmeden buraya ekleyeceğim :))









Öylesine : Uyumak İstemiyor :)

Uyumadan önce son çırpınışlar :)) Uyumamak için türlü bahaneler oyun oynamak istemeler .Ama sonuç değişmiyor tabiykii :)) Bu oyundan sonra hemen uykuya geçildi :)






16 Ekim 2012 Salı

Bu Burun Tıkanacak mı - Tıkanmayacak mı :)

Bruno'nun reklamı çok hoşuma gitti. Eminim bir çok anneninde hoşuna gitmiştir. Ürünü almayı düşünmüyorum ama reklam beni tebessüm ettirmişti.Ürünü almama nedenim zaten bu tür ürünlere güvenmem . Tuzlu su kullanmayı tercih ederim. Ama bebeğim çok küçükken 1 defa aldım . Bebekler için daha iyi olduğunu düşündüm ama yanılmışım sanırım.  Ayrıca Doktor Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA'nın bu konudaki bir yazısını okuduktan sonra Bruno nunda piyasadaki diğer ürünlerden farkı olmadığını anladım. Bahsettiğim yazıya ŞURADAN ulaşabilirsiniz.
Tabiyki ürünü almasamda bu reklamda sakıncalı bir durum göremedim. Ama Pedagoji Derneği maalesef aynı düşüncede değilmiş :)) Konu hakkında bir yazı yazınlamışlar.  Yazının Tamamını aşağıya ekliyorum :








-----

Sayın Abdi İbrahim İlaç Sanayi Yetkilileri;

Pedagoji Derneği olarak, çocuklarımızı ilgilendiren her konuda değerlendirmeler yaparak bunu ilgili kurum, kuruluş, özel ve tüzel kişiler ve kamuoyuyla paylaşmayı bir borç biliyoruz. Reklamlar, bilgi vermenin yanı sıra ‘algı yönetimi’ işlevi de görmektedir. ‘Tıkalı Buruna Bruno’ isimli reklam filminiz çocukları ilgilendirmektedir. Yayınlamış olduğunuz reklamı, algı yönetimi açısından değerlendirdiğimizde, reklamınızın ebeveyn/çocuk ilişkisini olumsuz etkilediğini düşüyoruz. Bu reklamınıza dair görüşlerimiz aşağıdaki gibidir.

Reklamınız, bir çocuğun ağzından dökülen “Bizim amacımız ilgi çekmek!” cümlesi ile başlıyor. Şüphesiz çocuklar, hayata tutunabilmek için baba-annesinin samimi ilgisine ihtiyaç duyarlar. ‘İhtiyaç duyarlar’ diyoruz çünkü çocukların bebeklik döneminde isteklerden öte ihtiyaçları vardır. Çocuk ilgi istemez, ilgiye ihtiyaç duyar. Ağlar çünkü ihtiyaçları karşılanmamıştır. Reklamınız çocukların bu en doğal ihtiyacını olan ilgiyi sanki bir amaç, istek gibi lanse etmektedir. Çocukların istekleri karşılanmayabilir, ancak ihtiyaçları her zaman karşılanmalıdır. Reklamı izleyen anne-babalar çocuğun ilgi ihtiyacı için ağlamasını, oyuncak isterken yaptığı ağlama ile eşleştirebilmektedir. Zihninde bu eşleştirmeyi yapan baba-anneler çocukların ihtiyaçtan kaynaklanan ağlamalarını gereksiz görüp duyarsız kalabilmektedir. “Aman canım, bırak ağlasın! İlgi istiyor” cümlesi zaten toplumumuzda yaygınken, çocuğun ilgi ihtiyacını, şımarık bir oyuncak isteği gibi lanse etmek doğru değildir.

Reklam filmindeki çocuk, “O anne, gecede 5 kere yanıma gelecek” derken hiç de masum değildir. Oysa çocuğun, annesini yanına çağırması bir patronun verdiği emir değil, bir ihtiyacın sonucudur. Ürününüzü alsın-almasın reklamınızı seyreden herkesin, algı yönetimi yoluyla bu cümledeki alt mesajı alması muhtemeldir ve bu alt mesaj maalesef olumsuzdur. Çocuklarına can-ı gönülden hizmet etmekten memnun olduğunu bildiğimiz annelere, ‘Hayır! O küçük canavarlar sizi parmağında oynatıyor; sizin haberiniz bile yok’ şeklinde bir mesaj verilmektedir. Bu mesajın baba-anne ve çocuk arasındaki bağlılık duygusunu zedeleyeceğini düşünmekteyiz.

Ayrıca reklamınız çocuğa dair masumluk algısını bozmakta, bizleri ‘masum çocuk’ algısından ‘patron çocuk’ algısına sürüklemektedir. “Annem rahat etsin diye bütün gece uyuyamam” şeklinde kabadayı ağzı ile söylenen cümle, çocukları annesine rahatsızlık vermek için yaşayan narsist bir varlıkmışçasına lanse etmektedir. Bu yaklaşım ebeveyn-çocuk arasındaki ‘güvenli bağlanma’ya da zarar vermektedir. Stres ve özellikle de kaygı, ‘güvenli bağlanma duygusu’nu zedeleyen temel faktördür. Reklamınızda masum çocuklar baba-anneler için bir stres kaynağı olarak gösterilmekte, üstelik stresi ‘bilerek, isteyerek, hatta inat olsun diye’ oluşturdukları izlenimi verilmektedir. Bu durum bağlılık duygusunu iyiden iyiye zedelenmektedir.

Uluslararası Reklam Uygulama Esasları’nın 18. maddesi “Çocuklara ve gençlere yönelik ya da onları konu alan pazarlama iletişimi gerçekleştirilirken, çok dikkatli olunmalı ve ayrı bir özen gösterilmelidir.” der ve devam eder: Bu tarz iletişimler ebeveynlerin sorumluluklarını, değerlendirmelerini sarsacak beyanlarda bulunamaz. Söz konusu reklamınız açık bir şekilde bu maddeyi ihlal etmektedir.

Baba ve annelerin çocuğa yönelik algısını olumsuz etkileyebilecek olan reklam filminizi yayından kaldırmanızı talep ediyor ve çocuğu konu alan tüm reklamlarınızda, daha hassas ve duyarlı davranmanızı temenni ediyoruz.

Saygılarımızla… 


-----

Ayrıca isterseniz www.pedagojiderneği.com dan da mektubu okuyabilirsiniz. BURADA

10 Ekim 2012 Çarşamba

Kreş Yataklarımız

Arda'nın kreşindeki türde yatakları  ben daha önce görmemiştim. Gözüme rahatsız ve küçük gibi görünsede bilmiyorum nasıl olduğunu. Kocaman yatakta yatamayan uykusunda illaki halının üstüne inen oğlum nasıl oluyorda bu küçük yatakta uyuyabiliyor şaşıyorum :) Geçen gün ilk defa yataklarının resmini çektim :)
Yeşil çarşaflı olan pencere kenarındaki yatak bizimkisi :)





Kesme Yapıştırma 3 : Dondurma

Öğretmeninin söylediği kadarıyla okulda kesme yapıştırma işlerine karşı pek hevesli değilmiş Evrm Arda. Ama evde tam tersi nedense. Belki diğer çocukların varlığına henüz tam olarak alışamadığı için olabilir bilmiyorum.Fırsat buldukça yaptırmaya çalışıyorum  bende bu yüzden.
Dondurmayı  kitaptan Arda kendisi seçti yapalım diye. Ben şekilleri çizdim verdim. Arda boyadı hepsini kendince. Boş yerleri gösterip "annecim buralarıda boyasana" dediğimde aldığım cevap : "boyadım zaten " oldu. Bende üstelemedim. Henüz makas kullanmayı bilmediği için yine ben kestim şekilleri.Arkalarına sürdü yapıştırıcıyı. Ben yerleri gösterdim (dondurmalar düzgün olsun diye olmazsa kızıyor çünkü) .Acaba göstermesemiydim bilemedim. Çünkü şu aşamada kendisi hiç bir aktiviteyi tek başına yapamıyor.Belki bunun için henüz küçükte olabilir bilmiyorum. Sonuca gelirse aşağıdaki tatlı mı tatlı renkli mi dondurmamız çıktı ortaya. Bizde onu dolabımıza yapıştırdık :)) Üstteki yıldızlarda okuldan kazanıp geldiği yıldızları. "Anne ben yıldızımı hakettim onu kazandım " diyerek anlatmıştı aldığında kuzum :))








Balıkçııı geldii Taze Balıklarım Var .Balık İstermisin ?

Dışarıya karşı biraz kapalı olan oğlum küçüklüğünden beri elinde oyuncaklarını falan konuşturmayı çok sever. Kendince hayalince oyunlar oynar. Mış gibi yapar. Aslan olur kükrer , kedi olur miyavlar her türlü hayvanın kıılığına girerdi. Henüz evcilik oynamayı bilmesede kendince diyaloglar kurarak oyunlar oynuyor.Hatta hiç unutmam 2.5 yaşındaydı tam olarak. 2 atını konuşturuyordu .Benim dinlediğimi farketmeyerek. Atın bir tanesi "hadi parka gidelim" dedi. Diğeri "şimdi olmaz işim var.İşim bitince gidebiliriz" dedi. Ama nasıl koydu nasıl dokundu bana bu cümleler anlatamam .Birisi dokunsa ağlardım kesin.Demekki ben sürekli böyle söylüyorum kuzuma ki oda aynısını yapıyor. En kötüsü ne zaman bunu söylesem itiraz etmez tutturmazdı. Demekki kendince kabullenmiş işte :(( Ondan sonra bunu yapmamaya çalıştım.Elimden geldiğince sokak ihtiyacını karşılamaya çalıştım. Şimdilerde ise kreşe başladığı için kısmen rahatız. OKulun bahçesinde park olduğu için park diye tutturmuyor artık. Benimde içim rahat.

Gelelim yazımızın konusuna : Evrim Arda 3 haftadır üstüste balıkçıdan 1 adet balık alıyor ve tüm pazar boyunca gezdiriyor :) Tanıdıklarına da " Balıkkçıı geldi . Balık istermisin "Balıklarım taze " diyerek satış yapmaya çalışıyor. Bir çok çocuk anne tuhaf tuhaf baksada Arda çok eğleniyor.Geçen gün bizden sonra iki çocuk daha balık istemiş balıkçıdan .Onlarada vermiş balıkçı sağolsun :)) Bazıları aaa çocuğa bak elinde balıkla geziyorr ığğğ deselerde sorun etmiyorum ben. Sonuçta onu temizlerken elliyoruz yaa. HAtta balıkları beraber temizliyoruz biz .Ben yıkayıp ona veriyorum o süzgeçe koyuyor tek tek
Daha sonra bana satmaya çalışıyor  balığını.
Aramızdaki diyalog :
Arda : Balıkçı geldiiii Balık istermisin
Ben :  Balıkların tazemi balıkçıı
Arda : evet tazeee
Ben : Kaç para
Arda : 2 para veya 3 para. (daha aşağıyada vermiyor valla )
Böyle sürüp gidiyor. Taaki balığı bana satıp parasını cebine koyana kadar :))

Geçen hafta pazardan eve döndüğümüzde kapının önünde gel oğlum resmini çekeyim dedim :)" Duyy anne önce kıymıjı ayabanın yanına geçmem gerekiyoy " dedi .Pozunu verdi sonra :)))





7 Ekim 2012 Pazar

İlk Kez Pamuk Şeker Yedi :)

Evrim Arda ilk defa pamuk helva yiyince bunu yazmak farz oldu :) Tabi kuzum ondan sonra bir daha yiyemedi ama olsun :) Bu da tarihe bir çentik olsun . Tabi tarihin ne kadar umrunda bu durum bilemem tabi :)) Ben buldumcuk oldum sanırım . İyi ki bir oğlum var iyiki bir blogu var :D Gak dese yazacağım sanırım :))




Pamuk helva yememiz hayvanat bahçesine de ilk gittiğimiz gün ama o ayrı bir posttun konusu olsun :)

1 Ekim 2012 Pazartesi

Yemek Yemek Yada Yememek

Bu çocuk beni yanıltmak zorunda sanırım.Ne zor olur diye düşündüysem kolay oldu.Neyide kolay olur diye düşündüysem o çok zor oldu. Kreşa zor alışır diye düşünüyordum ama çok kolay adapte oldu. Ve en güzelide ilk günden itibaren tüm yemeklerini yer oldu kreşte. Hepsini sonuna kadar yiyor.Tabağını bitirmeden kalkmıyor.İlk günler öğretmeni ve yardımcı ablaları besliyordu elleriyle ama benim "o kendisi yiyebilir siz ona bakmayın bırakın kendisi yesin yemezse aç kalsın" söylemlerim sonucu yedirmeyi bıraktılar ve kendsi paşa paşa dökmeden yiyor . Bazen herkes gidiyor sınıfına bizimki sona kalıyor ama yine de yemeğini bitirmeden kalkmıyor. Evde de böyle olsana sıpa demeden geçemiyorum tabiyki :))


Tek tek elleriyle besleyen teyzeleri.Gerçi teyzelerden birisine bizim oğlan gıcık olmuş habire anlatıyor ama genede çok iyi anlaşıyorlar. 
Arda : Anne teyze bana kızdı 
Ben : Hangi teyze oğlum ? 
Arda : aşçı teyze 
Ben : Aa neden kızdı ne dedi ? 
Arda : Bana yemeğini ye dedi :DD 







Alttaki resimlerde ilk yüz boyama yaptığı gün öğretmeninin.Bütün çocuklar kedi ,çiçek ,kelebek isterken bizimki şimşek mcqueen istedi.Kadıncağız nasıl çizsin :) Korsan yapalım madem dedi.. 




Daha okuldan çıkmadan kaşınmaya başladık :( Tam okuldan çıkma zamanında yapıldı boyama .Hemen işyerine gidip sildik ama gidene kadar biraz kızarmıştı bile. Neyseki çok sürmedi.Hemen sildiğimiz için çabuk geçti. 


Buda öbür korsan Osman Efemiz :) Buda ayrı bir orjinal .Helikopter diye tutturdu o da  :) Ama tabi ola ola korsan oldular :) 


Korsanlarımızın prensesi Kelebek Duru. Hem komşumuz hem arkadaşımız hemde sınıf arkadaşımız :)