Pages

23 Haziran 2012 Cumartesi

Evrim Arda 'nın NÜ çalışması :)

Evrim ARda resim yapmayı seve bir tip. Tabi yaz ayları gelince öyle resim önlüğü falan takılırmı hiç.Bizimki free takılıyor nedense :) Balkonda nü çalışması yaparken Evrim Arda . Ama bu defa çıplak olan model değil ressamın kendisi :))









Bir berber Arda 'ya gel seni traş edeyim demiş :)

Oğluşum ilk berber deneyimini yaşadı. daha önce 2 defa saçı kesilmesine rağmen babası kesmişti .Ama artı abi olduğumuz için berbere gitme zamanı gelmişti. Ben kesin arıza çıkarır ağlar durmaz diye düşünmüştüm.Ama beni utandırdı oğlum. Öyle güzel durmuştu. Hemde 45 dakika. Berber abisi de bir güzel kesmiş saçlarını. Babasına traş olurken 1 kare olsun çekiver fotoğrafını diye yalvarsamda nafile. Çekmemiş tabiyki. Nedense böyle durumlar foto çekmeyi sevmiyor babamız. Ben ise her anı değerli olduğu için özellikle ilklerini hep belgelemek istiyorum. Neyse napalım sağlık olsunda gerisi önemli değil. Ama bir öncesi sonrası yapmayı ihmal etmedim tabiyki :)



Berbere gideli epey oldu ama ben ancak postu girebildim. Fotoğraflar olduktan sonra post nasılsa giriliyor ama önemli olan fotoğraflar. Yoksa yaşananlar unutulup gidiyor en güzel anlar bile silinebiliyor hafızamızdan. İyi ki fotoğraf makinaları var :) 

Deniz sezonunu açtık hemde babalar gününde :)

Babalar gününde babamıza bir hediye almıştık.Fakat kargoda gecikti. (hala da gelmedi ) .Ama olsun takılmıyoruz biz konuya. Babalar gününde babamızla güzel bir gün geçirdik. Antalya / Kemer / Tekirova beldesine bağlı PHASELİS ANTİK KENTİ ne denize gittik. Yıllardır oradan başka yerde denize girmiyoruz desek yalan olmaz. Çok güzel bir yer . Yolu düşenlere gitmemiş olanlara şiddetle tavsiye ederim. Bu yılın deniz sezonunu babalar gününde açtık. Yine kaptık meyvemizi ,soğuk içeceklerimizi , gazetemizi ,pratik yiyeceklerimizi doğru Phaselise. Bir kere çam ağaçlarının içerisinde olması çok güzel. Biz güneşlenmey sevmiyoruz ailecek. Gölgede oturup piknik yapmak dinlenmek en büyük zevkimiz.Ören yeri  olduğu için gezilecek yeri de çok. Kocaman bir antik kent. Hamamları , yolları , anfi tiyatrosu ile görülmeye değer. İlk seneler çok gezdiğimiz için kalıntıları ezberledik .Bu yüzden şimdi sadece denizi için gidiyoruz. Koy olduğu için bi kere çok sığ deniz. Çok temiz. Bir tarafı kumluk ve ağaçsız .Güneşlenmek isteyen ve sahil ortamı sevenler bu tarafta takılıyor genelde. Diğer tarafı taşlık kayalık ama ağaçlar denizin  içinde neredeyse. Biz gölgelenmeyi sevdiğimiz , ve bu taraf daha tenha olduğu için genelde burada takılıyoruz. Büyük bi çam ağacının altına yayılıyoruz. Ayrıca ören yeri olduğu için mangal yapmak ta yasak. Mangal kokusundan rahatsız olduğumuz için de ayrıca seviyoruz burayı.
Gelelim blogun sahibi Evrim ARda nın denizde neler yaptığına :) Oğluş 2 senedir denize bebek simidi ile giriyordu. Bu yıl ilk defa kollukla girdi. Ve bayıldı. İLk girerken kucağımızda durmak istedi ama sonra çıkaramadık. Defalarca su yuttu şikayet etmedi. Güneşn yoğun olduğu zamanlarda bile zor tuttuk gölgede. Babası geldi ben gittim ben geldim babası gitti. İkimizde haşat olduk ama beyfendinin keyfi yerindeydi. Umut varmı yüzme öğrenebilmesi adına evet hemde oldukça .Eğer iyi yüzebilen bir anne babası olsa çocuk 2 derste kapacak olayı. Suyun yüzeyine yatıyor karnı üzerine kollarını bacaklarını çırpıyor , biz karnından tutuyoruz. Yanlış bişey yapmamak için tereddütlüyüz ama o bizden daha cesur çıktı. Bildiğiniz ayaklarını yüzer gibi çırpıyor. Bu sezon böyle geçer ama seneye uzakta olsa bi yüzme kursuna götürmek lazım çocuğu.Yoksa bizim gibi yüzüyorum diye kendini kandırır :D
Şimd gelelim fasulyenin faydalarına. Güneş olduğu için ve makinanın hafıza kartı kullanmasında sorun olduğu için fotolarımız yine düşük megapikselle çekildi. Çok fazla foto koyamıyorum tahmin etmişsininiz nedenini :D





Suya ilk girene kadar kendi kendine oynadı takıldı :) 





Bu  yeter artık deyip zorla çıkardığımızda denizden . Tekrar kaçarak bizden denize gitti. 



Beraber bol bol yüzdük oğlumla. Tabi buna yüzme denirse :) 



Babasıyla denizin içinde top oynadılar .






Bu haftalık bu kadar.Haftaya kaldığımız yerden devam edicez inşallah :) 



21 Haziran 2012 Perşembe

9. Kemer Altın Nar Festivali

Sevgili blog okuyucusu .Sen bu satırları okurken Kemer Karnavalı çookktaaan bitmiş olacak .Ben bu yazıyı yazarken Kemer semalarında Hülya AVŞAR sesi yükseliyor ama ben evimin serin balkonun da sizler için bu kelimelerimi döküyorum ortaya. Umarım toparlayabilirim :)

Bu yıl 9.cusu düzenlenen KEMER ALTIN NAR FESTİVALİ çerçevesinde 4 gün süren konserler vardı. 1.gün : Murat BOZ
2.gün : Volkan KONAK
3.gün : SAfiye SOYMAN ve uzatmalı sevgilisi
4.gün : Hülya AVŞAR
Dersen ki sen hangisine gittin diye cevabım hiçbirisine olur. Zaten kalabalık ortamları sevmeyen çekirdek ailemiz oğluş doğduktan sonra iyice ev kuşu oldu.  Her şeye bahanemiz hazır . Çocuk. Oysaki çocuğun canına minnet.Gezmeyi seviyor ama ana babasında iş yok.

1. gün açılış günü yani . Sanatçıların ve otellerin animasyon gösterilerinin sunulduğu bir kortej vardı.Daha önce ki yıllara göre bir kaç sanatçı vardı. Bir tane röportaj veren bayan vardı tv ye ama kimdi tanıyamadım.Eşime sordum o da tanımadı.Zaten ben tanımadıysam onun tanımaması çok normal. Biz her zamanki gib sadece açılışa gittik. Oğluşum havai fişekleri izlemeye bayılıyor. Kortejin bitmesini bekledik ama bitiminde havai fişek gösterisi yoktu. Hayal kırıklığı içerisinde eve döndük ; tam merdivenlerden çıkıyoruz ki başladı havai fişekler .Meğerki konser başlangıcında atılacakmış :) Hemen bi koşu balkona çıktık izledik biraz göründüğü kadarıyla :) Aşağıda kortejden çektiğim resimler bulunmakta.MAkinamız arızasından dolayı hafıza kartını tanımadığı için düşük megapikselle çekmek zorundayız. Yeni bir makina alana kadar resimlerimiz hep kötü çıkacak sanırım :)


























Sonunda fazla dayanamyıp uyuyakalan kuzu :)

20 Haziran 2012 Çarşamba

Süper dadı süpermi gerçekten ?

Süper dadıyı yeni izlemeye başladım.Henüz 3 bölüm izledim. Genelde gündüzleri çalıştığım için ancak akşam netten izleyebildim. Herkes gibi benimde söyleyecek sözlerim var bu konuda. Önce hiç izlememiş olanlar için tanıtım yazısını aşağıya ekledim. Okuyun ben aşağıda sizi bekliyor olacağım :)  


==================================================================



İngiliz kanalı Channel 4'te "Supernanny" ismiyle 2004'ten bu yana yayınlanan, dünya çapında ün yapmış televizyon şovunun ülkemizdeki lisanslı uyarlaması Süper Dadı, çocuklarının olumsuz davranışlarıyla baş etmeye çalışan aileleri konu alıyor.

Gerçek yaşantısında aile içi ilişki danışmanı ve yaşam koçu olan Yeşim Varol Şen yani Süper Dadı, programda hatalı ebeveyn tutumları nedeniyle çocuklarıyla ilişkilerini düzenlemede sıkıntı yaşayan anne-babalara tavsiyelerde bulunmakta ve onlarla sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olmaktadır.

Tamamen gerçek aile ortamlarında çekilen programda Süper Dadı, anne-baba-çocuk üçlüsünü incelerken özellikle bilişsel davranışçı ekolün olanaklarından faydalanmaktadır. Her ailede yaşanabilecek sorunlarla ilgili anında çözüm üretebilecek tecrübeye ve birikime sahip olan Süper Dadı'nın çekimlerde kamera arkasındaki uzman danışmanı ise alanında 15 yıllık bir kariyere sahip olan uzman psikolog Aysun Ömeroğlu'dur.

Aranılan özellikler:

Eğer çocuklarınız,

• Uyku uyumuyor, yemek yemiyorsa…
• Kardeşlerini kıskanıp, devamlı kavga ediyorsa…
• Öfke nöbetleri geçirip, şiddet uyguluyorsa…
• Söz dinlemiyor, evin düzenini bozuyorsa…

Yani fazlasıyla yaramazlık yapıyorsa, hemen bize başvurun. Daha huzurlu bir aile düzeni için, Süper Dadı yardımınıza koşsun.

==================================================================

Böyle okuyunca gerçekten süper diyor insan. Ama sonra ilk bölümü izlediğimde bişey beni çok rahatsız etti.Gerçekçi gelmedi , doğal gelmedi ,yapmacık geldi ne derseniz deyin ama beni bişeyler rahatsız etti. Bir kere dadı çok sert geldi bana . Resmen azarlar gibi konuştu anne babayla.HAtta anne ağladı falan. Olmaz dedim zorla güzellik olmazzzz. İzlemeye devam ettim . Genelde bu konularda pek önyargılı davranmam. tek bölüm olmaz dedim. 2 bölüm daha izledim. Gitgide fikirlerim değişmeye başladı. Şu anki fikrim ile izlmeye başlamadan önceki fikrim arasında dağlar var. Bir kaç blogta ve sitede programda ödül-ceza verildiğini okudum. Ödül ve cezaya tamamen karşı olmasamda onaylamıyorum .Onun yerine belki motivasyon ve mahrum bırakma durumu desek daha iyi oturur . Mesela benim ceza (mahrum bırakma) şeklime örnek verirsek : çocuk oyuncağını mı fırlatıyor ,uyardığım halde devam mı ediyor.Elinden alır kaldırırım oyuncağı bir süre oynamasına izin vermem. Ama oyuncağı kırdığı için daha önce söz verdiğim parka götürmemezlik etmem .İşte bu yüzden buna ceza demem mahrum bırakma derim. Ödül sistemine gelirsek çıkartma ödülünü onaylıyorum.Ödülden çok motivasyon yapıcı geliyor bana. Her yaptığı başarılı işin ardından ödül verilmesi doğru değil ama o alışkanlığı kazanana kadar motivasyon adına onaylıyorum. Çünkü ödül şeker çikolata vs olsa (ki bunları sağlık nedenlerinden dolayı zaten onaylamıyorum) oyuncak vs olsa sadece o an için geçerli olacak. Ve çocuk tekrar aynı güzel davranışı yaptığında yine isteyecek. Ama verilen ödül çıkartma vs olduğunda hem maddi hem manevi yıpranmayacak aile.Ayrıca çıkartmaları bittiğinde sonunda kazanacağı bir şey varsa çocuk bunun hazzını daha yoğun yaşıyor. hemen tüketmiyor. Sabretmeyi öğreniyor. vs vs ... Çok güzel yazamadığım için kafamdakilerin hepsini net olarak anlatamıyorum ama genel itibariyle düşüncelerim böyle. 
Onun dışında süper dadı katı kurallar koyuyor diye düşünüyordum.Çocuk kendi evinde yaramazlık yapmayaca ta nerede yapacak ? Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Çocuk kendi sınırlanı sürekli genişletmek isteyen bir varlık.Kendi sınırlarını genişlettikçe sizin sınırınızı ihlal ediyor. Bu da hem anne için hemde ileride çocuk için iyi olmayacak bi durum. Çocuklara özgürlük ama kendi alanlarında. Bu yüzden ev kuralları koymayıda destekliyorum. Hatta süper dadıdan önce bunu çokça yapan blogger anne gördüm. Ama ben maalesef yeni keşfettim. En kısa zamanda oğlum için bir tablo yapacağım ev kuralları için . Genelde çok yaramaz bi çocuk olmamasına rağmen bazen sınırlarını zorladığı oluyor. Düşünme sandalyesi (veya minderi) .Bu konuda fikrim hala pek değişmedi. Yapma taraftarı değilim. 
Gelelim programdaki ailelere. Programa başvuran aileler genelde ipleri çocuklara kaptırmış aileler. Ellerinden bişey gelmediği için süper dadıya başvurmuşlar. Programdaki çocuklar normalden daha fazla yaramaz oldukları için eskilerin tabiriyle hizaya getirilmeleri lazım (ben onaylamıyorum) .Bunuda yapsa yapsa süper bir dadı yapar. Nitekim yapıyorda. Ama nasıl . Extrem çözümlerle. Bu sorunlu ailelere zaten başka türlü yardım edilebilirmi bilmiyorum. Uzman değilim ama köklü çözümler olmadıktan sonra canım cicim evladımlarla zor gibi görünüyor. İşte bu yüzden süper dadı bizlere itici geldi sanırım. İlk zamanlar bize uygun değil diyordum. Ama izledikçe gördüm ki buradaki aileler normal olmadığı için çözümlerde normalin biraz dışında. . Yoksa bizim çocukların sıradan yaramazlıkları ,diş çıkarırkenki huysuzlukları , ara sıra gelgit huyları değil programın amacı.Her zamanki gibi bir pazarlama taktiği . En kavgalı en sorunlu en huysuz çocuklar seçilecek ki dadı bu çocukları muma çevirdiğinde !!! "ooo gerçekten süper dadı" olacak. Daha çok izlenecek.Program prim yapacak. İzlenme sayısı arttıkça belki başka aileler bunları izleyerek kendi çocuklarını hizaya getirecek normale döndürecek (normalden kasıt nedir acaba ? ) Bu durumda alan memnun satan memnun olacak. Programda amacına ulaşmış olacak. 
Bu arada tabiyki süper dadı öncelikli olarak ebeveynleri yola getiriyor. Bazen azarlayarak bazen anlatarak. Burada da bana görüntü itici gelsede , çocukların yaramazlıkları inatlaşmaları anne babanın kararlı tutumlu olmamasından kaynaklanıyor. Anne babaya gereken kararlığı ve doğru yolu gösterdikten sonra gerisi geliyor zaten. Kim dedi bilmiyorum ama sevdiğim bir söz var.""" Sorunlu çocuk yoktur ; sorunlu anne baba vardır """
Biraz uzun bir yazı oldu.Gidip geldikçe yazdığım için imla hatalarımın cümle düşüklüklerimn kusuruna bakmayın. Epeydir bu konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak isityorum kısmet bugüneymiş :))
Sonuna kadar dayanıp okuduğunuz için ayrıca teşekkür ederim.