Pages

31 Mayıs 2012 Perşembe

İlk yağlı pastel denememiz :)

Uzun zamandır Evrim Arda ya yağlı pastel boya alıp almamak konusunda kararsızdım.Daha küçük gibi geliyordu. Ama ben düşünedurayım Seda teyzemiz bizim için almış bile. Yine nurturia' dan antalya grubundaki arkadaşlarımızdan olan sevgili Seda bize çok güzel hediyeler almış. Ahşap yapboz , boyamalı hikaye kitabı , pastel boya. 23 Nisan hediyeleşme etkinliğinde bize hediye alan Yağız Enes ve annesi Seda teyzemiz oldu . (blogu : http://annevemelegi.blogspot.com/ ) Kendisine bir kez de burdan teşekkür ederiz :)
Aşağıdaki resimler sevgili Sedanın hediye ettiği boyalarla yapılan boyalamalar :)






21 Mayıs 2012 Pazartesi

Dalından taze taze dut yemece

Seraya uzun zamandır gitmiyordu Evrim Arda . Bu cuma hem ben doktora gittim hem oğluşu seraya gezmeye götürdük. Gidipte ağaçlardan meyve toplamadan olurmu hiç :) Evrim Arda bu hakkını sonuna kadar kullandı.Deterjan reklamı olsa anca bu kadar olurdu.Aşağıdaki resimler daha yeni dut yemeye başladığında çekildi.Gün sonunda görmeniz lazımdı.Ama olsun. Ne de olsa kirlenmek güzeldir değilmi :)  Gün sonunda elimdeki hasılat : Yıkanmayı bekleyen : 1 tişört , 1 pantolon, 1 atlet, 1 çorap , 1 ayakkabı ,1 şapka vardı. Neyseki hepsi temizlendi çıktı lekesi. Kara dut lekesi çıkmaz diyenler .Çıkıyor çıkıyor korkmayın :)














Ortaya karışık Evrim Arda 1

Ortaya karışık Evrim Arda resimleri :) Tek başına bir post bile doldurmayacak konular... Karışık atıverdim işte ortaya.

1- Giysilerin arasına saklanıp annesini korkutan Evrim Arda



2- Eşşek sever Evrim Arda



3- Migros AVM de lego turnuvasını izleyen  Evrim Arda


4- İşyerinde sandalye üzerinde uyuyup kalan  Evrim Arda


4- Annesinin diktiği şortla işyerinde oynayan  Evrim Arda






Caillou napıyor böyle ?



Bu sabah tv de caillou seyrediyoruz beraber oğluşla.Birde ne göreyim caillou hayalmi görüyor anlamıyorum ama bizim -kayyu- esir düşmüş yada öyle oynuyor.Bir sürü sıra sıra çocuk oturmuşlar.Önlerinde tahta tabaklar var.Yemek tabağıymış ama boş.Yemek verilecekmiş ama öncesinde onları esir alan ülkenin marşını söylemek zorundalarmış.Başlıyor bizim fransız -kayyu- bizim istiklal marşını söylemeye.O ve diğer çocuklar İstiklal marşı okuyor ,güzelde okuyorlar.Hayret bişey diyorum : Bu nedir böyle ? Sinir oluyorum. Hemen nurturiadaki arkadaşlara yazayım da tepki gösterelim bu duruma diyorum . Ne demek canım çizgi film bile olsa :)) Türkler caillou 'yu esir almış ona zorla istiklal marşı söyletiyor .Olmaz olamaz diyorum. ( Tam tersi --kayyu- bizi esir almış durumda ona bişey diyen yok tabi :) ) O arada Evrim Arda gelmiş "anne uyan uyan anne" diye bana bakıyor :) Gözümü bi açtım uyandım.Tv de caillou var.Arka fonda da evimize çok yakın okuldan gelen istiklal marşının sesi.Sabah sabah ne maceraydı ama.Benim içimin geçtiği  sırada Arda evi gezmiş boyalarını açmış kafasına göre boya yapmış .Parkeleri de bi güzel çişiyle sulamış. Banyoda ellerini yıkadık geldik.Ben etrafı silerken küçük bey gitmiş tekrar banyoya kafasını bi güzel sıvı sabunla yıkamış.Yarım kutu sabunu kafasına sürmüş.İşi bitince bana sesleniyor : "anne beni indir burdan " " yütten anne indirimiçin" Bi gittim of ki ne of. Zaten kafasının yıkanmasını sevmeyen bi çocuk .Bu kadar sabun yıkanırken nasıl duracak gözüne sabun kaçacak ağlacak eyvah dedim. Şükür korktuğum gibi olmadı.

   


Yıkandık paklandık şimdi dolanıyor.Yeni muzurluklar arıyor sanırım. Hala boya yapmak istiyorum diye dolanıyor etrafta. Buna bi çözüm bulmak lazım.Günde mütemadiyen 20 kere boya yapmak geliyor içinden. Şimdiye kadar parmak boyası denen mereti nasıl kullanacağını göstermemiştim.Hatta biryerler görmemesi için elimden geleni yapmıştım . Başıma gelecekleri biliyorum çünkü.Geçen gün Mr. Maker da gördü. Görüş o görüş. O günden bu yana eller ayaklar itinayla boyanıp kağıda basılıyor yada parkelerde ayak izleri .
bırakılıyor.Bunu da Mr Maker da gördü.İzlerken güzel de hepsini yapmaya kalkmasada olur yani :) Aslında epey zamandır aktivite adına bişey yapamıyoruz. Bişeyler yapsak iyi olacak bu günlerde.